Not alırken kalemi düşen polisin, hatırladı: “Eğilirken” demişti Şinasi. “Düşen kalemini almak için. Keşke eğilmeseydi. Çatlayan kılcal damarlardan biri, akciğerden durdurulamayan kan, yarım kalan.” Uçucular, yanıcılar, öldürücüler. Formaldehit, alkol, ispirto, etanol, tentürdiyot, kan kokusu. Vernik, yanık talaş, boya, anason kokusu. Sarhoş marangoz gür bıyıklarına kadar talaş içinde, iyileşince Nadir iş için yanına gidince “Yok” diyecekti. “Burada sana göre iş yok.” Aynı büyük kafası ve gür bıyıklarıyla şu anda ilgisizce ona bakan doktor aklına gelecekti, aynı ilgisizlikle kendini süzerken marangoz. Üzerinde ‘Hastane Mobilyaları’ yazan, özenle diğerlerinden bir bölmeyle ayrılmış ve toz geçirmez şeffaf plakalarla kapatılmış kısmın içinde parlak, harika kırmızı renk mobilyalara bakarak ve marangozun kararını gözden geçirdiğini sanarak, iyi haline aldanarak duruyordu. Uçucu, yanıcı, öldürücüler. Tiner, vernik, boya kokuları. Karanlıkta herkes birbirine benzer. Loş ve yeraltına özgü kokusuyla bodrum katında sıcakta yükselemeyen sigara dumanı ve talaş tozunun karışımının cezp ediciliğiyle işi almak isterken Nadir, alkolün etkisiyle reddedildiğini düşünecekti merdivenleri çıkarken günışığına doğru.
6 Ocak 2026 Salı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
